Yeni Yüzyıl gazetesi – 8 Eylül 1995
Uğur CANKOÇAK

Sosyalizm Fedaisini Kaybetti

Cenan Bıçakçı'yı 1973'te Adana'da tanıdım. Türkiye İşçi Partisi'nin il başkanıydı. Çok genç, dinamik ve iyi konuşan, düşüncelerini çok iyi ifade eden biri olarak dikkatimi çekmişti. Genel Başkan Mehmet Ali Aybar'la Adana'daydık. Sayıları pek de fazla olmayan TİP'lilere Aybar, Türkiye'nin durumu ve partinin Türkiye'nin sorunlarına getirdiği çözümleri anlatmıştı.

Aybar'dan sonra söz alan Cenan Bıçakçı'nın çok ilginç sorular sorduğunu ve adeta Aybar'ın konuşmasına katkıda bulunduğunu saptamıştım. “Kim bu adam ne iş yapar” diye sorduğumda İncirlik Hava Üssü'nde çalışan bir işçi olduğunu söylediler. O zaman ben de çok gençtim. Ve her şeyden kuşku duymak gibi bir özelliğim vardı. İncirlik'te çalışıyor olmak benim için kuşku duyulacak bir noktaydı. Ve doğal olarak hemen kendime göre araştırmalara başladım. İyi ki kuşku duymuşum, iyi ki araştırmaya başlamışım. Bu kuşku ve araştırmalarım bana çok sağlam bir devrimci dost kazandırdı.

Cenan pek az insanda görünen, teoriyi yaşamına uygulama yeteneğine sahip biriydi. Hiç unutmuyorum, 12 Eylül'den sonra bir sıkıyönetim tebliğini dinledik radyoda. Arandığımızı ve yurtdışına kaçtığımızı söylüyorlar ve arkasından malvarlığımıza ve bankalardaki paralarımıza el konulduğunu duyunca ikimiz de kahkahayı patlatmıştık. Cenan hem gülüyor hem de “gördün mü Uğur, devleti zengin ettik” diyordu. Deyim yerindeyse hiçbir dikili ağacı yoktu.

Aybar'ın, Stalin'i eleştirmekle başlayan görüşlerini içimizde ilk ve tam anlamıyla kavrayan Cenan'dı. Tartışmalarımızda Lenin ve onun devrim anlayışı sorunlarını konu ederdik. İşçi sınıfının partisinin iktidarı yerine, işçi sınıfının bizzat kendisinin iktidarı kavramını sendikal planda hayata geçiren ilk ve tek sendikacıdır. İlk genel başkanlığını yaptığı ASİS sendikasında toplu iş sözleşmesi taslaklarının, o işyerindeki işçilerin tümüyle birlikte hazırlanacağını ve toplu iş sözleşmelerinde bütün işçilerin müzakereye katılacağını tüzük hükmü haline getirmişti. Ayrıca tüzükte, üye işçilerin sendika yönetiminden her zaman hesap sorabilme yetkisi de vardı. Sendikanın yönetim kademelerine üst üstte iki defa seçilememe kuralını da yine Cenan Bıçakçı getirmiştir. Bu kurallar tepkiyle karşılanmış ve özellikle DİSK'te eleştirilere neden olmuştur.

Cenan, politik yaşamında hiç ödün vermezdi. Sosyalist Devrim Partisi'nde yönetime iki kez seçilememe kuralı olduğu için, Aybar'ın genel başkanlık döneminden sonra başkanlığa Cenan'la ikimiz aday olduk. Seçimi Cenan kazandı ve öldüğü zaman SDP'nin son genel başkanıydı. Son aylarda “geleceği birlikte kuralım parti girişimi”nde çalışıyordu. Onun dürüst, ödünsüz, dikkatli, çalışkan tavrı parti girişiminin Ankara'da toparlanmasına neden oldu. Yurt gezilerinde her ilden de olumlu sonuçlar alıyordu. Türkiye sosyalist hareketi, Cenan Bıçakçı'nın ölümüyle önemli bir darbe yemiştir.”

Bu yazı inadina.com web sitesinden alınmıştır.