Birikim

Cenan Bıçakçı'nın Ardından
(Birikim, Eylül 1995, Sayı 77)

On altı yıl önce, Türkiye'de ilk kez televizyonda partiler adına propaganda konuşmalarına yer verildiğinde, Sosyalist Devrim Partisi adına konuşanlardan birisi de Genel Başkan Cenan Bıçakçı'ydı. Onun konuşmasını izleyen, sosyalist olan, olmayan pek çok insan aynı şeyi söylemişti: “Bu adam televizyonda birkaç kere daha konuşsun, Türkiye'de bir yığın insan sosyalistlere oy verir…” Bunu düşündürten, Cenan Bıçakçı'nın söylediklerinin içeriğinden öte, söyleyiş biçimiydi. Dilindeki, gözündeki sıcaklık ve samimiyetti. Cenan Bıçakçı böyle bir adamdı. Alman ozan Wolf Biermann'ın 68 öğrenci önderi Rudi Dutschke'nin ölümü ardından yaktığı şarkıda dediği gibi: “Yumuşaktı o, çok, çok yumuşaktı… bütün gerçek radikaller gibi…” Cenan Bıçakçı olağanüstü yumuşak, olağanüstü ince ve nazik bir insandı. Bütün gerçek radikaller gibi. Türkiye'de sendikacılıkta sendika profesyonellerinin sultasının bitip hakikaten işçilerin sözünün geçmesi için; sosyalist siyasette “profesyonellerin” az geri durup hakikaten “aşağıdakilerin” öne çıkması için, pek az kimsede olan bir inatla, sabırla ve sahici hevesle uğraştı. Tıpkı 12 Eylül sonrasında zor bela yürüttüğü resim galerisinde, sanat ve resim, aşağıdakilerin de zevk aldığı, becerdiği bir iş olsun diye uğraştığı gibi… 1960'lı yıllarda Türkiye'de sosyalizmin popülerleşme dönemini yaşayan, bu süreçte baş çeken “baba” adamlar kuşağının belki en mütevazısı, en “baba”sıydı. Çayını kendi koyan, karşısındaki herkesi rahat ve eşit olmaya zorlayan bir “baba adam”dı.

Keşke O'nu daha çok insan tanısaydı. Kesinlikle daha çok insan sosyalist olurdu…